Son Dakika :
din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

CHP'liler Sarıgül dedi


Taraf'ın haberine göre, AK Parti'nin Siyasal İletişim Ofisi'ne (SİLO) yaptırdığı "Türkiye Siyasal Durum Araştırması" çarpıcı sonuçlar verdi. Türkiye seçmeninin yüzde 39.2'si Mustafa Sarıgül'ü CHP'nin genel başkanı olarak görmek isterken, yüzde 19.5'lik kesim ise Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğinden memnun çıktı.

SARIGÜL KILIÇDAROĞLU'NU GEÇTİ

CHP seçmeninin yüzde 38.1'i Mustafa Sarıgül'ü, yüzde 37.7'si de Kemal Kılıçdaroğlu'nu genel başkanlığa uygun görüyor.
Araştırmada, Mustafa Sarıgül'ün genel başkan olması durumunda CHP'nin alacağı oy oranı yüzde 26.6, Sarıgül yeni bir parti kurduğunda alacağı oy oranı ise yüzde 14.2 olarak çıktı.

YENİ PARTİYE SICAK BAKILMADI

CHP seçmeninin yüzde 47.3'ü Sarıgül'ün kuracağı partiye sıcak bakmadı...

Gökyüzünden köpekbalığı düştü


San Juan Hills Golf Kulübü Müdürü Melissa McCormack, 1 kilogram ağırlığındaki leopar köpekbalığının vücudunda çok sayıda yaranın bulunduğunu açıkladı.
Balığın kulübe, 8 kilometre uzaklıktaki Büyük Okyanus'tan bir kuş tarafından taşındığı sanılıyor.

OKYANUSA GERİ GÖTÜRÜLDÜ

McCormack, görevlilerin yaralı köpekbalığını hemen tuzlu suya koyarak okyanusa geri götürdüğünü belirtti.

İNSANLARA ZARAR VERMİYORLAR

Genellikle ABD'nin Büyük Okyanus sahillerinde yaşayan leopar köpekbalıkları (Triakis semifasciata), ismini sırtındaki beneklerden alıyor. Yaklaşık 1,5 metre uzunluğundaki leopar köpekbalıkları, insanlara zarar vermiyor ve akvaryumlarda beslenmek üzere yakalanıyor.

Obama oyunu kullandı


ABD Başkanı Barack Obama, başkanlık seçimlerine 12 gün kala, erken oy kullanma sürecinin başladığı yerlerden biri olan memleketi Chicago'da oyunu kullandı.
Seçimlerdeki en kritik eyaletlere düzenlediği tur sırasında oy kullanmak için Chicago'ya uğrayan Obama, evinin yakınlarındaki Martin Luther King Toplum Merkezi'nde elektronik oy kullanma makinesinde oyunu kullandı.

GÖREVLİ OBAMA'NIN EHLİYETİNİ DİKKATLE İNCELEDİ

Obama, oy verme işleminden önce kendisine fotoğraflı kimlik soran sandık görevlisine ehliyetini uzatırken, görevlinin Obama'nın ehliyetini yakından incelemesi dikkatlerden kaçmadı.

Salondaki görevlilerle sohbet edip şakalaşan Obama, ''Kime oy verdiğimi söylemeyeceğim'' diye espri yaptı.

ÜLKE TARİHİNDE EN ERKEN OY KULLANAN ABD BAŞKANI

Obama, ülke tarihinde erken oy kullanan ilk ABD Başkanı oldu.
Başkan Obama, seçim günü olan 6 Kasım'ı beklemek yerine oyunu erkenden kullanarak, ısrarla erken oy kullanmaları çağrısı yaptığı Amerikalı seçmenlere örnek olmayı amaçlıyor.
Hem Obama hem de rakibi Mitt Romney, destekçilerinin seçime katılım oranını artırmak için, erken oy kullanmanın önemini sık sık vurguluyorlar. Obama cephesi, erken kullanılan oyların daha çok kendilerine yaradığını savunuyor.

Bir takımın anatomisi;Galatasaray...

Site görevlimize, dostlarıma, yakın çevreme, eşime ve hatta dokuz aylık oğluma bile son haftalarda en sık tekrarladığım cümle; ''Galatasaray iyi değil''.
Üstelik bu lafı öyle maç sonrasında filan da söylemiyorum, en çok ilk on beş dakika bitiminde ağzımdan çıkıvermiş oluyor...
Bu tespiti yapabilmek için, ''müneccim''lerle yakın temas halinde olmaya, Mourinho'ya telefonla bağlanmaya, Alex'e twitterdan sormaya, Rıdvan,Sergen,Tümer ve Hakan Şükür'e rating sağlamaya, Medyum Memiş'e ve Keto'ya danışmaya, elbette gerek yok.
Fayda sağlayacak bilimsel analizi yapabilmek yeterli. Bunun için geçen sene ve bu seneki Galatasaray'ı karşılaştırmak/kıyaslamak lazımsa, doğru referans verebilmek için, söze, yine, doğru kerteriz noktasından başlamak gerekiyor.
1-Yeni transferler yeterince uyum gösteremedi ve fayda sağlamadı.
Bu sene yapılan transferler(Amrabat,Dany,Hamit,Burak,Umut) Şampiyon olmuş takımın oturmuş yapısını ve mevcut sistemini (4-4-2) değiştirmek için yapılmadı. Geçen sene ki kadroda var olan isimlerin (Engin Baytar,Emre Çolak,Baros, Necati,Gökhan Zan) üzerine daha iyilerini almak, ve mümkünse Lig ve Avrupa ''saç ayakları'' üzerinde birbirine yakın alternatif oluşturacak ''iki takım'' kurmak/yaratmak için yapıldı.
Yani meşhur kadro derinliği ve rotasyon meseleleri, bu isimlerin transfer nedenleriydi.
Ancak bana göre; hücumda, attıkları 10 gole rağmen Umut ve Burak, Galatasaray'ın ideal santraforları olamadılar.
Çünkü birbirlerine çok yakın oynuyorlar, iyi top tutamıyorlar ve benzer pozisyonlarda aynı tip reaksiyonlarla oynuyorlar.
Umut; takipçi, pozisyonları son ana kadar kovalıyor,oldukça mücadeleci ancak tekniği zayıf.
Baros ile Umut'u kıyaslayacak olursak, bana göre, tekniği,vuruş ve pozisyon becerisi ile Baros daha önde.
Burak; pres yapmayı sevmiyor, bu bağlamda tembel ve boş pozisyon kovalayan bir oyun yapısına sahip. Buna karşın çok istekli ve fazlasıyla pozisyona girmesine rağmen fazlasıyla da kaçırıyor.
Dikkat ederseniz Elmander-Burak birlikte oynadıklarında Elmander, birçok pozisyonda Burak'ı pres için yardıma çağırıyor ancak Burak gelmiyor. Dolayısı ile birlikte hücum pres yapabilme yetisi ve vuruş becerileri ile geçen seneki Baros-Elmander ikilisinin çok daha verimli ve uyumlu olduğunu kabul etmeliyiz.
Defansa gelecek olursak; burada durum daha vahim. Ujfalusi'nin beklenmeyen ''çapraz bağ trajedisi'' ve birdenbire ortaya çıkardığı ''Cris'', Hakan Balta'nın ''halen gizemini koruyan sakatlığı'' ve buna bağlı formsuzluğu, Muslera'yı, ''Semih,Dany,Cris'' üçlüsünden yaratılan kombinasyonlara, bir de ''sol açıktan bozma Riera''ya mahkum bıraktı. Ve bu durum, bir bakıma geçmişin ''Hüsamettin Özkan,İsmail Cem,Kemal Derviş'' üçlüsü kadar verimsiz sonuçlar yarattı.
Orta sahada ise, Amrabat, Kayseri'deki gibi serbest oynamayamadığı ve yine Kayseri'deki kadar boş alan bulamadığı için sol kanatta; Hamit ise, formsuzluğu,maç eksikliği gibi sebeplerin yanında statik ve ağır oyun tarzı ile Engin Baytar kadar kolay adam eksiltemediğinden sağ kanatta beklenen katkıyı sağlayamadı.
Sezon başında Galatasaray ''rüya takım'' ilan edilirken, ''We are the Champions'' şarkısı ile bilinen Queen'in rahmetli solisti FredyMercury'nin mezarını Şampiyonlar Ligi Kupası ile ziyaret etmenin planlarını yapanlar bile oldu!
Galatasaray, kağıt üzerinde transfer Şampiyonu olsa da, işin gerçeği, Avrupa'da işler, hiç de iyi gitmedi.
2-İdeal Kadro henüz oluşmadı.
''Adnan Oktar'ın bayan müritlerine''ne bile sorsanız size geçen sezonun ideal Galatarasay 11'ini aşağıdaki gibi sayarlar; Muslera,Ujfalusi,Semih,Eboue,Hakan Balta,Selçuk,Melo,Emre Çolak,Engin Baytar,Baros,Elmander.
Bu sene bırakın ''Yavru Kurtlar''a (''minik izci''lere), Fatih Hoca'ya bile sorulsa ideal bir kadro sayabileceğinden şüpheliyim.
Bu ifade kesinlikle Fatih Terim'e bir gönderme değil, tamamen durum tespitidir ve Galatasaray'da sezon başından bu yana ''kale haricindeki tüm bölgelerde'' arayışlar,''deneme ve yanılmalar'' devam etmektedir.
 3-''Eski''lerdeki değişiklikler(i),
Geçen sene ki Şampiyonluğun baş aktörleri ve sezonun açık ara en iyi oyuncuları olan Melo-Selçuk ikilisinin formsuzlukları,
Engin'in ''yedi ölümcül günah''ın altıncısı olan Ira'nın, yani Öfke'sinin önüne geçememesi kaynaklı uzun ''sürgün'' cezası ve buna bağlı eksikliği,
Baros'un iş adresinin ''TT Arena tribünleri''olarak değişmesi,
bazılarına göre, Elmander'in ikinci plana atılmasına bağlı isteksizliği ve sakatlık sebepli ''vuruş güçsüzlüğü'', ve ''deplasman golcüsü'',
''kötü gün kurtarıcısı'' Necati'nin vefa nedeniyle Eskişehir'e satılması olarak sıralayabiliriz.
***
İzleyenleriniz, Ata Demirer'in Eyvah Eyvah'ta kullandığı meşhur ''senden ötürü'' repliğini hatırlayacaktır.
Galatasaray'lılar son zamanlarda alınan sonuçlardan mutsuzdur ve değişik şekillerde ''senden ötürü'' demektedir.
Buradaki ''sen'', sezon başında yaratılan rüya takım olgusu ve Şampiyonlar Ligi'ndeki beklentilerin ''görece'' karşılanamamış olması nedeniyle, bu sonuçlarda pay sahibi olan her türlü sebebi ve kişileri kapsamakta olup, ''sembolik'' bir nitelik taşımaktadır.
O halde, ''Doğru Yol''u bulmak istiyorsan, mazeretlerden sıyrılarak, özeleştiri yapmaktan vazgeçmemeli, hatayı, gol kaçıranlardan ziyade, biraz da yaptığın seçimlerde, dolayısı ile kendinde aramalı, zamanında '' (AC)Milan''da yaptıklarını diğer ''Milan''larda tekrarlamamalı, ve eldeki kaynakların tamamını, verimli şekilde kullanmalısın.
Gol yemenin önüne geçemiyorsan, daha fazla gol atmalısın. Bir çok farklı denemeye rağmen hala gol atamıyorsan, denediklerinin yerine denemediklerine şans tanımalı ve onları oynatmalısın.
Daha açık söylemek gerekirse, geçen sene Galatasaray'ın en pahalı futbolcusu durumunda olan ''pişkin'' Riera hala forma şansı bulabiliyorsa, bu şans Baros'a da verilmelidir.
Sonuçta fırsat eşitliği kavramı, adaletin temelidir.
***
Özetle sevgili okur,
Geçen sene Galatasaray daha fazla pres ve ayağa pas yapıyor; çok daha az gol pozisyonuna girmesine karşın, daha fazla yüzde ile gol atıyordu.
Bunun iki temel sebebi, birbirini tamamlayan oyuncu seçimleri ve takım olabilme becerisi idi. Bu sene bu özellikleri (Umut-Elmander ikilisi dışında) pek göremiyoruz.
Bir kısmınız bu yazıda Fatih Terim ve teknik kadrosunu eleştirmem nedeniyle bana kızsa da, unutmayalım;
dost acı söyler...
***
Yukarıda anlatılanlara katılmayan sevgili okur,
tüm eleştirilerime karşın, İmparator ve güzide ekibinin Galatasaray'ımızı yine kıvanç duyacağımız günlere taşıyacağından hiç şüphem bulunmamakta.
Dolayısı ile yazımı, ''Che''nin çok sevdiğim ünlü sözü ile bitirerek asıl amacımı netleştirmek isterim;
''Gerçekçi ol, imkansızı iste''...
Sevgi ve saygıyla,

Bir gün herkes Fenerbahçe’li olacak…

Türkiye’de kimin taraftarı daha çok tartışması açmak niyetinde değilim. Ama son 20 yılda oluşmaya başlayan ve giderek çoğalan adına AntiFenerbahçeli diyebileceğimiz bir kitle var. Bu kitleyi daha iyi mercek altına almak gerekir.
Bunlar anti çalışıyorlar zararlı gibi görünselerde aslında uzun vadede yararlılar. Fenerbahçe’li taraftarları kışkırtıp, hırslandırıp daha köklü bir taraftar olmasında rol alıyorlar. Adeta bir aşı (bildiğimiz ölü mikrop) görevi üstlenmişlerdir. Onların sayesinde takımına çok bağlı ve güçlü bir taraftar kitlesi ortaya çıktı. İşin özü bu antiler Fenerbahçe’nin her geçen gün sağlıklı ve düzenli bir biçimde büyümesine katkı sağlıyorlar.
Herkese boncuk dağıtan, hakkını adam gibi aramasını bilmeyen bir lidere sahip olsaydık; ne başarılı olurduk, ne konuşulurduk, ne de bu kadar antiFenerbahçe’limiz olurdu.
Bir ağaç taşlanmıyorsa o ağaç meyve vermiyor demektir.
Bırakın taşlamaya devam etsinler. AntiFenerbahçe’lilerin çok olması sizi ürkütmesin onlar neresinden bakarsan bak dönüp dolaşıp Fenerbahçe’ye çalışıyorlar. Sakın onları ezik zannettiğimi, onları ezmek için bu yazıyı yazdığımı düşünmeyin. Bilakis onlara teşekkür yazısı olarak değerlendirin.
Fenerbahçe konuşuldukça Fenerbahçe büyüyor.
Bugün 4 ila 8 yaşları arasındaki her 10 çocuktan 6 sı Fenerbahçe’li olmaktadır. Eğer çocuk fanatik bir diğer takım ailesinde büyümüyorsa büyük bir ihtimalle Fenerbahçe’li oluyor. TV’de, çevresinde, şurada burada sürekli Fenerbahçe konuşulduğundan çocuğun ilk telefuz edeceği takım Fenerbahçe oluyor.
Son günlerde Alex olayı kamuoyunda o kadar çok yer tutmuştur ki bir çok çocuk bundan etkilenerek Fenerbahçeli olacaktır. Ayrıca Fenerbahçe’nin aldığı cezalardan dolayı stadın sadece bayan ve çocuklara açılmasıda (maddi zararına rağmen) Fenerbahçe’nin geleceğine ayrı bir katkı sağlamaktadır. Hayatında maçla alakası olmayan bayanlar (komşusu, arkadaşı v.s. sayesinde) bu atmosfere dahil olmuştur.
Her yol Fenerbahçe’ye çıkıyor. 
Denemeye devam edin. Elinizde ne kadar maske varsa hepsini deneyin. Ekranlarda takın. Laf aramızda her taktığınız maskenin bize faydası büyük oluyor.

Neyse daha fazla yazıpta AntiFenerbahçelilerin iyice kafalarını karıştırmayalım. Vuruyorlar büyüyoruz, duruyorlar büyüyoruz. Ne olacak bu Fener’in hali?

Lucescu Türkiye'ye fark attı

Rumen teknik adam Mircea Lucescu, Türkiye'de G.Saray ve Beşiktaş'ı şampiyon yaptı. Yine de kendisini kimseye beğendiremedi. Lucescu'nun takımı Shakhtar önceki gün son Devler Ligi şampiyonu Chelsea'yi 2-1 yendi. Bu Lucescu'nun Ukrayna'daki tek başarısı değil. Son UEFA Kupası'nı da kazandı.

TÜRKİYE'YE FARK ATTI

Deneyimli hoca kariyerinde hep yeni başarılar kazandı. Hikayenin bizi ilgilendiren tarafı ise Lucescu'nun UEFA sıralamasında Türkiye'yi geçmesi oldu. Tablonun daha da vahimi, Lucescu'nun Türkiye'den kovulduktan sonra Devler Ligi'nde topladığı puanlar ile Türk takımlarının aynı dönemdeki puanları arasındaki fark.

HEPSİ BİR MİRCEA LUCESCU BİLE ETMEDİ

Lucescu'nun 2004'te ülkemizden ayrılması Türk futbolu için adeta bir dönüm noktası oldu. O tarihten bu yana Türkiye, Avrupa futbolunda ivme kaybetmeye başlarken Ukrayna ise Lucescu faktörü sayesinde sıralamada yükseldi. Lucescu, Türkiye'den ayrıldıktan sonra Shakhtar ile 2004-2012 arası Devler Ligi'nde 60 puan toplarken aynı dönemde tüm Türk takımlarının elde ettiği puan ise 55'te kaldı. 2004'te 32.291 puanla klasmanda 10. olan Türkiye, bugün 27.300 puanla 12. sırada. 2004'te 22.125 puanla 14. sıradaki Ukrayna ise 2012'de 45.591 puan ile şu anda 7. basamakta.

2'ŞER ŞAMPİYONLUK VE ÇEYREK FİNAL

G.Saray'a 2001'de Devler Ligi'nde çeyrek final oynatan Rumen hoca, 2002'de Sarı-Kırmızılı ekibi şampiyon yapmasına rağmen kulüpten gönderildi. Aynı yıl Beşiktaş ile sözleşme imzalayan Lucescu, başarılarına Siyah-Beyazlı kulüpte de devam etti. Tecrübeli hoca, 2003'te Beşiktaş'ı lig şampiyonluğuna taşırken UEFA Kupası'nda da çeyrek finale çıkardı. Başarılarına rağmen Lucescu kovuldu.

SHAKHTAR 14 KUPA KAZANDI

Shakhtar, 2004'te Lucescu'yu takımın başına getirmek için tereddüt etmedi. Donetsk, bunun karşılığını Rumen hocayla kazandığı 6 lig, 3 kupa ve 4 Ukrayna Süper Kupası'nı müzesine götürerek aldı.
Shakhtar, bu yıl 86.118 puanla kulüpler sıralamasında 12., G.Saray 35.960 puanla 57., Beşiktaş 33.460 puanla 60., F.Bahçe 25.690 puanla 69. sırada. Lucescu'yu kovarak yerine Del Bosque'yi getiren o dönemin Beşiktaş şimdinin TFF Başkanı Demiören, bugünlerde Lucescu'ya Türk futbolunu kurtarması için servet öneriyor!

Ameliyatla kadın oldu ama şimdi kadavradan penis istiyor


9 yıl önce ameliyatla kadın olmayı tercih eden Van nüfusuna kayıtlı 34 yaşındaki D.K., yeniden erkek olmak için kadavradan (beyin ölümü gerçekleşen kişi) penis nakli konusunda yasal düzenleme yapılmasını istedi.

11 YAŞINDA EŞCİNSEL OLDUĞUNU ANLADI

Mersin'in Pozcu Mahallesi'nde oturan 34 yaşındaki D.K., 11 yaşına geldiği sırada eşcinsel olduğunu anladı. Muhafazakar bir ailede yetişen ve 5 kardeşin en büyüğü olan D.K. 2003'de Ankara'da ameliyatla kadın olmayı tercih edip, 2008'de Mersin'de gönlünü kaptırdığı bir genç ile yaşamını birleştirdi. Ancak kısa süre sonra kendisini erkek gibi hissettiğini eşine anlatıp, karşılıklı anlaşarak, boşandı. D.K., evlilik macerasından sonra dini vecibelerini eksiksiz yerine getirmeye başlayınca, yıllar sonra kadınlığı seçtiğine de pişman oldu.

"DİNEN CAİZ DEĞİL"

Kadınlığından pişman olduktan sonra erkeklik organına kavuşma mücadelesi başlatan D.K, kadavradan organ yaptırmak istedi. Ankara'daki İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği aracılığıyla da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesindeki 'Soru Sor' linkinden bu isteğinin dinen uygun olup, olmadığını sordu. Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri "Ameliyatla kadın olmuş ve fiilen kadın fonksiyonlarına sahip (transseksüel) bir kişinin pişman olup, fıtratına dönmek için kendi erkeklik organı dışında başkalarının erkeklik organını yaptırması dinen caiz değildir" görüşürü bildirdi.
Diyanet'in "caiz değil" görüşü ile şoke olan D.K, bunu düzeltmek için çaba harcamaya başladı. D.K., "Ben inançlı bir insanım. Fakat mümin bir kadın gibi değil, erkek gibi namaz kılıyorum. Bu görüş beni derinden sarstı, yeniden erkeklik organıma kavuşup, hayatıma bir yön vermek istiyorum" dedi. Kadın olduğu için pişman olan D.K. hükümetin kadavradan organ nakli için bir an önce yasal düzenleme yapmasını istedi.

"TIBBİ AÇIDAN BİR SAKINCA YOK, AMA.."

Merkezi Ankara'da bulunan İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Okşan Öztok, konu ile ilgili kendisine telefonla ulaşan DHA muhabirine bu tür 20 vakanın kendilerine başvururda bulunduğunu belirterek şunları söyledi:
"D.K, çok ısrarlı olunca, tıbbi yönden bu durumun mümkün olup olmadığını araştırdık. Sonuçta tıbbi açıdan bir sakınca olmadığını öğrendik. Ancak D.K. dini bütün bir insan olduğunu ifade ederek, bunun dinen bir sakıncasının bulunup, bulunmadığını araştırmamızı istedi. Bizde, Diyanet'in 'Soru sor' hattına başvurarak, iki transseksüelin pişmanlık içerisinde olduğunu ifade ederek, 'Ameliyatla kadın olmuş bir erkek pişman olup fıtratına geri dönmek için kadavradan erkeklik organ nakli yaptırmak istese dinimize göre caiz midir?' diye sorduk. Karşılığında 'caiz olmadığı' cevabını aldık. Ancak bu şekilde bize başvuran 20'nin üzerinde insan var. Bu nakil de kol nakli gibi normal olmalı. Amerika ve Brezilya'da örnekleri var. Kişinin bu isteği kendisini ilgilendirir. Bu nedenle yasal bir düzenleme yapılması uygun olur."

Kaçan boğa kahvehaneye girerse..


Ankara Hasköy'de, kasaptan kaçan boğa, kilometrelerce süren takibin ardından Altındağ Çalışkanlar Sokak'ta bulunan bir kahvehanenin önünde köşeye sıkıştırıldı. Altındağ İnşaatçılar Yardımlaşma Dernek ve Lokali'nin bulunduğu kahvehanenin içindeki müşteriler, boğayı görmeleri ile birlikte aniden kapıları kapattı. Boğanın sahibi ile birlikte olay yerine gelen kasap ve yardımcıları, boğayı yakalamak için yoğun çaba sarf etti.
Kaçan boğa kahvehaneye girerse..

KAHVEHANE İÇİNDE ARBEDE YAŞANDI

Kahvehanenin içindeki müşterilerden bazıları, boğayı yakalamak için kapıyı açtı. Kapının açıldığını fark eden boğa aniden kahvehanenin içine daldı. Boğanın içeri girmesi ile birlikte kahvehane içinde arbede yaşandı. Vatandaşlar, kendilerini kahvehaneden dışarı atmayı başardı. Boğadan kaçamayan iki kişi kahvehanede mahsur kaldı. İçerideki vatandaşlar, "Tansiyonum düştü, Allah rızası için bu boğayı yakalayın." diye sitem etti.
Boğanın sahibi Eyüp Özdemir, Altındağ Belediyesi'ne 150 lira kurban kesim parası verdiklerini, ancak kasabın kurbanlık hayvanlarını kesmeden kaçtığını iddia etti. Altındağ Belediyesi boğa yakalama timini cep telefonu ile defalarca aradığını vurgulayan Özdemir, "Belediye ekiplerini saat 4'te aradım. Bana mesaimiz bitti diye cevap verdiler." diye konuştu.

KASAP BOĞAYI BIÇAKLADI

Sahibinin elinden kaçarak kahvehaneyi birbirine katan boğa, kasabın hışmına uğradı. Acımasız kasap, kahvehaneden güçlükle çıkarılan boğayı arkadan bıçakladı.

VATANDAŞLAR TEPKİ GÖSTERDİ

Aldığı bıçak darbesiyle dizi kırılan boğa, can havliyle binanın arka bahçesine kaçtı. Sahipleri ve kasap tarafından boğa, etkisiz hale getirildi. Boğa, daha sonra bir ağaca bağlandı. Öte yandan, boğanın bıçaklanmasına tanık olan vatandaşlar, duruma tepki gösterdi.
 
Destek : Harika Siteler | | HarikaSiteler
Copyright © 2012. Haber1 - All Rights Reserved
TEMA Harika Siteler FİRMA HarikaSiteler